1 Nisan 2012 Pazar

Seducing Mr.Perfect / not perfect

bi kaç saat önce izlediğim film budur! yalnız baştan söyleyeyim adıyla pek bi alakası yoktur keza hatun kızımız "seduce" etmek için pek de bi atraksiyona girmemiştir veyahut benim "seducing" alanındaki hayal dünyam baya geniştir burdan onu çıkarıyoruz:))

bu konuya birazdan detaylı değiniciim,şimdi kabaca filmin konusuna bakalım.


                                    Yönetmen: Sang-woo Kim
                                      Tür: Komedi / Romantik

Süre: 107

Ülke: Güney Kore

Oyuncular: Jeong Hwa Eom, Daniel Henney, Baek Do-Bin, Choi Jong-Ryul, Holly Karrol Clark, Kim Ki-Hyeon, Lee Seong-min, Su Mun, Oh Mi-Yeon , Ok Ji-Young, Park Hyun-Young, Jang So-Yeon, Lee Hwa-Sun, Lee Ji-Hye


Konusu:

Min joon gerçek sevgiye inanan biridir ve çıktığı erkeklere kendini adar. Ama her defasında ilişkileri acı bir son bulur aradığını bulamaz. Sonunda en kötü kalp kırıklığını yaşar. Min joon doğum gününde sevgiden ümitsiz bir şekilde yolda giderken yabancı bir arabaya çarpar. Arabadan kızgın bir şekilde yakışıklı genç bir adam hışımla çıkar. Min Joon bu durumdan kurtulabilmek için ingilizceyi anlamadığı numarasına yatar. Min Joon işe gittiği zaman iş yerinde Bu genç adamla karşılaşır ve...


(kaynak : yeppuda)



ve sonrası ilişkilerinde başarısız olan bu kızımızın şu yakışıklı oppadan akıl almaya başlaması ve sonunda da oppamızın pek kendi silahıyla olmasa da iyi kalpli kızımıza vurulmasıyla sonuçlanan olaylar döngüsü.




yazının burdan sonra spoiler içerir,izlemeyi düşünen arkadaşlara derhal bloğu terketmelerini öneriyorum:) dayanamıyciim kusura bakmayın içimdekileri dökmem lazım:)


şimdi efendim kızımız bu taş,kariyer sahibi oppayı baştan çıkarmak için öncelikli olarak tabi ki dişiliğini kullanmak ister.bunun için de bayanların büyük çoğunluğunun yapacağı üzre kuaför + alışveriş ikilisine başvuru.kuaför sahnesini gören blog sahibini aklına direkt olarak şu değişmez gerçek gelir


çünkünüm kızımızda hiçbi değişiklik olmaz,saç aynı saç aynı renk aynı model.
hele o elbise beni benden aldı! zaten oppamızın elbiseye ilk tepkisi 





bunun işe yaramadığını görünce patronunun odasını temizlemek,yemek yapmak,evine gidip karşısında ağlamak gibi yine kadın kısmısına atfedilen bilimum "evlenilecek kız" özellikleriyle bence seduce amacına yönelik olmayan çabaları oldu kendisinin.

filmden bi kaç kare





ve mutlu son.. bu aslında filmin sonu değil ama siz öyle bilin:)



sonuç olarak vakit kaybı mıydı? hayır.ama daha iyi seçenekleriniz varsa tercih etmeyin derim.yine de pazar günü kahvaltıdan sonra kahve eşliğinde fena gitmedi:)



yeni hedefim Bay Kibirli ile 100 gün:)






iyi pazarlar.. (sonuna gelmiş olsak da :))



28 Mart 2012 Çarşamba

bu kadar değişikliğe adaptasyon sorunu yaşıyorum=)

Bu aralar aynen bu moddayım,ordan oraya taşınıp duruyorum.Malumunuz 15 aydır ankaradaydım geçen hafta itibariyle artık daimi mekanın olan (orasını da Allah bilir tabi ama görünen öyle:)) uşaktayım.haftasonları da izmirdeyim, henüz evime taşınamadığım için sürekli valiz taşıyorum uşak-izmir arası:) İş ortamım değişti,çok sevdiğim insanlar bıraktım ankarada.ankaralılar bana kızabilir, hiç sevmedim ankarayı:) ama çok güzel dostluklar,arkadaşlıklar edindim."bi bitsin arkama bile bakmadan kaçıcam,asla özlemem" dediğim günlerimi şimdi çok arıyorum.insanoğlu işte,alışmak kolay ayrılmak zor.. çok değer verdiğim bi insan "bi çocuğun elinden oyuncağını alsan ağlar,insanın alışkanlıklarını bırakması kolay değil" demişti son günümde ben hüngür foşurt rezil bi şekilde karşısında ağlarken:) ama o bile güzeldi,bi insanla yanında ağlayacak kadar yakınlaşmak,herşeyi paylaşabilmek,kafana bişey takıldığında "o doğrusunu bilir" diyebilmek.. oooof of:) ben bu konuyu burda kapatayım en iyisi yoksa yine başlıcam salya sümük:)

neyse efendim bunun haricinde tabi ev tutma eşya alma süreci yaşıyorum,ve bunların altından tek başıma kalkmaya çalışıyorum.evimi tuttum:) güzel bi semtte,sessiz sakin bi mahallede,ama en önemlisi bi "çatı katı" :) burdan ilkaycığıma slmlar gönderiyorum:) bildiğiniz çatı katı,tavanlar eğimli,ahşap,kocamaan bi terası var.bi de tabi ki yüksekte olduğu için çok güzel bi manzarası var:) ama daha mutfak dolapları vs. yapılıyo,ilk ben giricem içine.o yüzden henüz yerleşme kısmına geçemedim.bu arada eşyalarımı tamamlıyorum.beyaz eşya uzmanı oldum valla,eşya almaya niyeti olan varsa seve seve danışmanlık hizmeyi verebilirim:) hemen hemen her markaya,bi çok modele baktım.ve sonunda dün aldım beyaz eşyaları da.mobilyalarımı zaten almıştım,okuyanlar şurdaki posttan hatırlarlar.şimdi ufak tefek eksikler kaldı,bi kaç pencerenin perdesi yok,bi de halılar yok en büyükleri.. diğerleri bi şekilde olur içine girdikten sonra.. ama zor işmiş onu anladım:) o fotoğraflarda görüp imrendiğimiz evler öyle kolay olmuyomuş emek istiyomuş birebir tecrübe ettim:)

bi yandan da şehri öğreniyorum tabi ki,hangi ışık ne zaman yanar söner,o bile bi tecrübe öyle tuhaf tuhaf bakmayın ne diyo bu diye:) mesela kuaförler salı günleri kapalıymış,dün öğrendim:) 
iş arkadaşlarımı tanıyorum,isimlerini ezberlemeye çalışıyorum nitekim bu konuda tam bi özürlüyüm:) bırakın isimlerini bazen karşımdaki insanla daha önce tanışıp tanışmadığımı bile hatırlayamıyorum haha:)) 63 erkeğin arasındaki 2.bayan,kendi bölümümdeki tek bayan olmanın iyi ve kötü yanlarını öğreniyorum:) o da belki başka bi post konusu olur:)

ama en önemlisi yalnızlığı öğreniyorum.hayatımın hiç bi döneminde bu kadar yalnız olmamıştım sanırım.tanımadığım bi şehre hiç kimseyi tanımayarak geldim.hala da tanıdığım insanlar ev sahibim ve iş yerinde minimum düzeyde muhabbetim olan bi kaç kişiden ibaret.işe gelip giderken nasıl çevre yapıcam onu da bilmiyorum:) yukardaki paragrafta belirtiğim nedenden iş yerinden pek arkadaşım olacağını sanmıyorum:) bi hayat arkadaşının ne demek olduğunu en çok bu aralar sorguluyorum sanırım:) normalde bi erkeğin yapacağı bütün işleri de kendim omuzlarken.. kısmet,ne diyelim:)

şimdilik bu kadar olsun blogcanlar,sadece bi ses vereyim,bu günlerden bu duygularımdan bi kayıt düşeyim bloğa istedim.. siz de okuyup benimle paylaştıysanız ne mutlu:)

sevgiler   ♥  

23 Şubat 2012 Perşembe

çekiliş : kalpli çanta


çoook beğendim ben bu çantayı!

hele uzatma sapının zincirli olması pek bi hoşuma gitti

tam şurada

21 Şubat 2012 Salı

evim için dekorasyon fikirleri

merhabalar blogcanlar,yine uzun bi aradan sonra yeniden sahalardayım:)

en son sefamerveden yaptığım şal alışverişinden bahsetmiştim,ve elime ulaşınca bu konuda yazacağımı.. şallar geleli çoook oldu,ancak ben bu ara "evim"i dekore etmekle(bu konuya azz sonraaa detaylı ve mobilya fotoğraflarıyla yer vereceğimden kısa kesiyorum burada:)) ve ankaradan dönüş hazırlıkları yapmakla meşgul olduğumdan bu konuda post yazamamış idim.merak eden arkadaşlar olmuştu.aldığım şallar bunlar




sağdaki şalın rengi aşağıdaki gibi gri


ancak benim sitede görerek aldığım fotoğraf aşağıdaki

yani sizin de gördüğünüz üzre renkler arasında çok fark var.benim çekimimden de kaynaklanmıyo.şal gerçekten vizondan çok griye benziyo.fotoğraf çekimlerini genelde doğada börtü böcükle yaptıklarından ışık farklı gösteriyo sanırım renkleri.ilk memnuniyetsizliğim bu oldu.

ikincisi de,aslında bu hem iyi hem kötü,ürünleri kampanya süreleri bitmeden kargoya veriyolar.yani benim gibi maymun iştahlıysanız,hemen gaza gelip alıp sonra da siparişinizi iptal etmek isterseniz çoğu zaman çok geç kalmış oluyosunuz.şu gri şal üzerinden tecrübeyle sabit:) ama tabi aldığınız ürüne bir an önce kavuşmak istiyosanız da iyi bişey..

ayrıca sefamerve'yle ilgili son bişey daha,bi siparişimi iptal etmiştim,toka bone vs de eklemek için,iki defa ayrı ayrı kargo parası vermeyeyim diye,ancak bu ayki ekstremde iade gerçekleşmemiş.normalde diğer internet alışverişlerim bi kaç saat içinde iade olup ekstreye yansıyo.. siteye attığım mailde bi sonraki ekstrede görüneceğini söylediler.bu konuda biraz yavaşlar yani..


vee o çok istediğim guess saat vardı yaa,o artık benim:) muhaha:)


yalnız saatim orjinal değildir,ilgilenenlere duyrulur:) kendisini Ala derginin şu aşağıdaki sayısına konu olan Şölen Butik'ten aldım.çelik kasa olduğunu söylediler.

bu da baya uzun ve zorlu bi alışveriş oldu ama yine de iyi niyetlerinden dolayı geçer not aldılar:)



yeni aldığım kitapları da araya sıkıştırmış oldum böylelikle:) japon yapmışa başladım.izmirden gelirken otobüste okudum.bi blogger arkadaş "topluma açık yerlerde okumayın,kendi kendine gülen manyak damgası yiyebilirsiniz" diye yazmıştı,ben de abarttığını düşünmüştüm,burdan kendisinden özür diliyorum:) kendimi çok zor tuttum sesli gülmemek için:) gerçekten çok eğlenceli bi kitap,tavsiye edilir..


vee gelelim asıl meselemize.şimdi sevgili blogcanlar,yaklaşık bi ay sonra yeni bi şehre yerleşiyorum ve ev tutucam inşallah.bu yüzden geçtiğimiz haftasonu bi piyasa araştırması yapayım dedim,ancak satıcının ve annemin gazıyla kendimi bir oturma grubu,bir yemek odası takımı ve bir de yatak odası takımı almış olarak buldum:) ancak fikrinizi almak istediğim bi konu var.
ben her zaman beyaz,vizon,sütlü kahve tonlarında bi oturma odası düşünmüştüm ancak şartlar açık kahve bi yemek odası seti ve kırmızı-siyah oturma grubunu gerektirdi.fotoğraflar aşağıda
bu çekyatların oturma grubu olacak iki tane 3lü iki tane tekli koltuk şeklinde.rengi de siyah üzerinde kırmızı çizgi desenli bi kumaş.

eğer koltukları siyah-kırmızı haliyle kullanırsam koltukların üzerine kırmızı yastıklar dikip ortaya da aşağıdaki kırmızı siyah beyaz üçlü ikea sehpalardan alıcam.
koltukların kumaşı siyah ağırlıklı bu arada.yani biraz da oda çok iç karartabilir diye düşünüyorum.


dediğim gibi ben hep açık renk(hatta köşe koltuklu:() bi oda hayal etmiştim.o yüzden diyorum ki ben bu koltukların üzerine açık kahve ya da vizon keten gibi,denizli dokuması gibi vintage tarzı örtü diktirsem de ikea sehpaların da açık kahve ve beyaz olanlarından mı alsam?
koltukların kolları da koyu kahve bu arada,resimde siyah gibi görünüyo











 normalde bu avize ve abajuru da yatak odamda çok severek kullanıyodum,eğer odayı açık renk yaparsam bunlar da yatak odasında kalmamış oturma odasında kendini göstermiş olur.



ilk defa kendi evim olacak o yüzden biraz hevesliyim anlayacağınız üzere:) bu nedenle istediğim gibi olsun istiyorum.hem zaten ilerde çoluk çocuk da işin içine girince açık renk oda kullanamam,şimdididen hevesimi alayım diyorum:)

ama örtü nasıl olur,koltukların havasını bozar mı ve ne kadara patlar bana onu bilemiyorum:) bu konuda deneyimi olan,evi olan arkadaşlardan fikir istiyorum.kısaca soru şu:

kırmızı siyah oda mı beyaz kahve oda mı?

bi yarım edin memedali beeey ;)

not: anket bölümünden de fikirlerinizi bildirirseniz çok mes'ud olurum;)