6 Temmuz 2011 Çarşamba

temmuz ayındaydık biz di mi??





dışarda nasıl bir yağmur,fırtına,şimşek vb gök hadiseleri var şu an anlatamam. pek net çıkmadı ama fotoğraftaki o sisli görüntünün nedeni yağmur. ve bu akşam görüntüsü de sadece saat 19:30 sularında çekildi:)


iyice kaydı mevsimler,Allah sonumuzu hayır etsin..

böyle bi iç sıkıntısı yaşıyorum şu an,boş boş oturmaktan sanırım:) film mi izlesem dışarı çıkıp biraz yürüsem mi toprak kokusuyla bilemedim..aslında yapacak işlerim var.iki makine çamaşır atmam lazım,artı uzun zamandır onarılmayı,düzeltilmeyi bekleyen ufak tefek giysilerim var.ki birini acil halletmem lazım,h.sonu giyicem çünkü.(tabi,benim ne gün ne giyeceğim,ne gün nereye gidip ne gün banyo yapacağım,gün gün yiyeceklerim falan hep günler öncesinden bellidir. (ne çok "gün" kullandım bi cümlede bu arada:)) hiç sevmiyorum bu huyumu,illa ki herşey kafamda planlı olacak,biraz spontene yaşa hayatı yaw,akışına bırak.. yok:) aslına çok da severim ani kararlarla bişeyler yapmayı..)



ders de çalışmam lazım.salı günü sınav var ve ben h.sonunu izmirde geçireceğimden bu akşam ve yarın akşam büyük bi kısmını halletmem lazım.pazartesi direkt iptal olacağım için:) 
seviyorum aslında yolculuğu ama gece olunca doğru düzgün uyuyamıyorum ve ayaklarım inanılmaz şişiyo.ayak bileği diye bişey kalmıyo yani,böyle dümdüz,soba borusu gibi oluyo bacaklarım:) sonra bütün gün de zombi gibi geziyorum ortalıkta,mal mal bakınıyorum hebele hübele şeklinde:)


ama lanet olsun içimdeki arkadaş sevgisine işte:) cumartesi günü ordudaki sevgili arkadaşım "haftaya h.sonu izmir'e bekleniyorsunuz sn. ..." şeklinde msj atınca dayanamadım. zaten hepimiz bi yerlere dağıldık,eskiden her buluşmada bütün ekip üyeleri hazır ve nazır olurdu,şimdi illa ki fire veriyoruz.biri "izin alamadım" diyo biri "2 gün nöbet yazmışlar,48 saat iptalim,öhü öhü" şeklinde.. 


öğrenciyken ne güzeldi bee,sabahlara kadar kıkır kikir muhabbetler,gecenin bi saatinde "hadi dışarı çıkalım" diyip bi yerlere gidip sonra son otobüsü kaçırıp 3 kuruş parayla taksiye binip "fazla yazmasın" diye yolun yarısında inip tırsa tırsa eve yürümeler:)) hey gidi günler:) 
özledim ulen hepinizi:)


yeter bu kadar gevezelik,bu saçma sapan yazıyı okuyup vakit ayıranlara da da ayrıca teşekkür etmek istiyorum:)


öptüm hepinizi...

4 Temmuz 2011 Pazartesi

haftasonu alışverişi ve watsons soygunu:)

uzuuunca bi aradan sonra tekrar yazabiliyorum çok şükür.daha doğrusu fotoğraf ekleyebilicem.dur bi daha öpecem şarj aletini:)


yazamamamın ve şarj aletiyle yaşadığım aşkın hikayesine gelince,geçen hafta uzun zamandır görüşemediğim,kendisi de burada çalışmaya başlayan,gençlik zamanlarımdan:) (yani liseden:p) çok sevdiğim bi arkadaşımla buluşmaya karar verdik.hep "bi ara görüşelim mutlaka bak,bak arayı çok açtık en kısa zamanda görşelim" der dururduk.sonra bi gün ben 'artık yiter' mana ve anlamına sahip bi msj attım face.den:) ve gerekli organizasyondan sonra 4 gün sonrası,ki bir pazartesi akşamı olmakta,görüşmeye karar verdik.
benim de bi önceki günden şarj aletim çantamın içinde kalmışmış.gece arkadaşta kalmıştım,nolur nolmaz diye almıştım.annem telefonum kapalı olunca kurtlar tarafından kaçırılmışım gibi kriz ve panik ataklara girdiği için:) 
neyse,ben çantamda olduğunu biliyorum ama iş çıkışı aceleyle hazırlanıp çıkmam gerektiğinden çıkarmaya fırsat olmadı,gerek de duymadım.nolabilir ki çantanın içinde duruyo işte:) dediniz ve yanıldınız:) efenim ben hangi ara olduğunu hala anlayamadığım,("yok kafede değildi,kafede olsa masanın üzerine düşer,çıkarken masanın üstü boştu.yolda? ama yolda hiç açmadım ki çantayı,ı-ıh.otobüste telefonumu çıkarırken? iyi de o zamanda kucağıma düşmesi lazım,oturuyodum çünkü.amaaan,neyse ne,tam da araba almak için kemerleri sıktığım bi ara 35 tl.cikcik aletin lafını ediyosun sen de yani,te allam:)) bir zaman dilimi ve yerde şarj aletini düşürmüşüm.eve gelince sen çantayı bi aç,ara tara yok:)


bu arada gittiğimiz mekan da çok hoş bi yerdi,tavsiye ederim.bahçeli ve çok nezih bi ortamdı.öyle ayak altı,kalbalık bi yer değildi.
burdan buyrunuz.. 


kaç gündür "hadi uygun fiyata bulurum bi yerde" diye almıyodum,en sonunda dün baydım 35 tl.yi,telefonuma ve dolayısıyla kamerama kavuştum çok şükür Rabbime:) teknoloji büyük nimet canım:p


ve gelelim aldığım cicilere,önce watsons..


sağdaki güneş kremi.denemek için küçük boy aldım.soldaki onun 5 katı olan şey de hediyesi:) güneş sonrası losyonu:)



duşjeli ve makyaj temizleme mendili duş jeli çok ucuz ve çok güzel kokuyo,aklınızda olsun




sol resimde soldaki garnier kapatıcılı göz altı torbalarını gidermeye yönelik bi  ürün.iki kere kullandım ama kapatıcısı  pek iyi değil.. sağdaki de 25 tl.lik alışverişe 5lira olan rimel.fena değilmiş,begendm..



bu daa arkidişimin d.günüsü hediyesi:) kutu koçtaştan,içindekiler çeşitli yerlerden.onları paketlemeden foto çekmeyi unuttum ama:(




bu elbise lcw.dan.öyle aman aman beğenmedim ama uzun kollu ve uzun oluşu çok cazip geldi.yazın evde bi misafir geldiğinde bile giyilebilir.tek parçada iş bitiyo,üzerine geçiriyosun tamam:)




bu kadar uzun boydaki ilk eteğim sanırım:) birazcık kız olayım dedim:p
(boydan çekmemişim ama ayak bileğine kadar iniyo.baya uzun yani)


arka cepler..




 bu t-shirtlere bayıldım resmen,öldüm,bittim:) iki rengini birden aldım..




sonra etekle de çok uyduklarını farkettim:) 
her ne kadar bu kot cekedimi pek sevmesem de kombinleyecek daha iyi bi cekete bulana kadar en iyisi bu.(bi reklam vardı,biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu diye,o geldi aklıma:) marka vermeyeyim,anladınız siz onu:))



bu kombinin ayakkabı çanta ikilisini merak edenler olursa,tık tık ;)


vee macaron çılgınlığına ben de katıldım:) uzun zamandır denemek istiyodum,kısmet geçen haftayaymış.kötü değil ama ben bizim halis mulis badem ezmesini tercih ederim şahsen.bu arada içi yok ama kutuyu sakladım.sunum başarılı:) bi de içinden macaronun tarihini anlatan bi not çıktı,güzel fikir,beğendim:)




eveet,bu kadar yeter.kanımca en uzun postum olma ünvanını şimdilik elinde tutacak bu post,ben daha uzununu yazana kadar:p


artık biraz ders çalışsam iyi olacak.hem çalışıp hem öğrenci olmak zor iş.gözü kör olsun bu hizmetiçi eğitimlerin:)
şaka bi yana bu eğitimleri son derece faydalı buluyorum.. vatandaşa verilen hizmetin kalitesi önemli azizim:)


öpüyorum hepinizi şekerler...

23 Haziran 2011 Perşembe

Gucci Rush,büyülendim!!

bugün bi işim için kızılayda dolaşırken ara sokakların birinde parfümler gözüme çarptı.rush'ın adını da hep duyuyodum ama hiç denemiştim.çünkü öyle popüler parfümlerden hoşlanmıyorum.


birincisi benim parfümüm biraz özel olmalı,öyle sokakta 10 kişinin 7sinde kokmamalı;) 


bir ikincisi parfümün modasının olmasını biraz saçma buluyorum.bu öyle zamanla değişecek bişey değil bence.


bi üçüncüsü de:) sık parfüm değiştirmeyi sevmem,dediğim gibi bu modayla değişen bişey değil.hatta kendisiyle bütünleşen,nerde o parfümü duysanız kendisini hatırladığınız insanlara da acayip imrenirim.hep öyle duyunca insanlara beni hatırlatacak,evladiyelik bi parfümüm olsun istemişimdir..


neyse,bi baktım bizim rush  tezgahtan bana göz kırpıyo:) karşılıklı bakıştık bi süre.
"boşuna heveslenme,ben kolay kolay parfüm beğenmemm" dedim kendüsüne,ama o şirin şirin bakmaya devam edince başka şansım kalmadı.bi kaç sn sonra yeni favori parfümümü bağrıma basarken buldum kendimi:)
geldiğimden beri gidip gelip sıkıyorum:) evde sıka sıka dibini getirecem şişenin:)


sanırım en kısa zamanda orjinalini alıcam..







aslında benim çok çok sevdiğim,vazgeçmeyi de hiç düşünmediğim bi parfümüm vardı.kendisiyle tanıştırayım sizi


yalnız bu parfüm maalesef güzel ülkemizde satılmıyo.almanyadan arkadaşıma getirtiyodum.hatta bi kaç kutu istiyodum genelde:) hihi:) 
ama en son geldiğinde bulamadığını söyleyince yıkıldım:( üretimden mi kalktı onun baktığı yerde mi yoktu bilmiyorum..


neyse,gelmek istediğim nokta şu ki,bu gucci rush benim bruno banani'ye inanılmaz benzemekte.ilk kokladığımda kendimden geçmiş bi haldeyken beynimin koku merkezinin bi kenarı da arkadan "ben bu kokuyu bi yerden hatırlıyıcam ama dur sen" diye fısıldamaktaydı:) ve bi kaç dk sonra jeton düştü:)


velhasıl kelam,eğer ki tatlı,pudramsı kokuları seviyosanız,dehşetle tavsiye ediyorum..


sevgiyle kalın..

22 Haziran 2011 Çarşamba

2.Ayakkabı vak'ası :)

başlıktan da anlaşılacağı üzre 2.ayakkabı tasarımımı da yaptımm:)
gerçe bu tam olarak hayal ettiğim gibi olmadı,basit duruyo,diğeri kadar kendini göstermiyo  ama zaten bunu tek bişeyle uysun diye yaptım.pembeli grili bi elbisem var,altına giydiğim gri babetlerim biraz eskiyince bu alanda bi açık oluşmuştu:) 


gelelim yapım aşamasına..

öncelikle pembe kurdeladan fiyonklar yaptım
aşağıdaki resimde gördüğünüz  beyaz tül parçayı t-shirt süslemesi için almıştım.hali hazırda terzimle görüşemediğim için daha aklımdaki kıyafet tasarımlarıyla ilgili bi girişimde bulunamadım:) dikiş nakış kutumda duruyodu öylece.
aslında kıyafet konusunda da hiç bişey yapmadım değil,bi t-shirt ve üzerine vatkalı apoletli bi ceket yaptım ama güzel fotoğraflayamadım,hem de fotoğraflarda durduğundan çok farklı duruyo üzerimde,henüz üzerimdeyken de çekilemedim.o kötü foto.ları yükleyip göz zevkinizi bozmak istemiyorum:) (yine çenem düştü konuyu dağıttım,hemen topluyorum:)) devam..

pembe daire içine aldığım kısımdan iki parça kestim.o parçalar da elde yapılabilir aslında,çok kolay.herhangi bi kumaştan 5 yapraklı bi yonca şekli kesip bu parçayı 4e katlayıp tutturuyosunuz,bu kadar..


ayakkabıları tek çekmeyi unutmuşum.onlar 20 tl'ye hemen hemen her ayakkabıcıda bulabileceğiniz düz babetlerden..

pembe fiyongun üzerine beyaz parçayı,onun üzerine de silikon tabancasıyla inciler yapıştırdım

ve son olarak da hazırladığım fiyonkları ayakkabının üzerine yine silikonla yapıştırdım..




ve kombini çantam;)



bu arada biraz önce kahveli irmik tatlısı denedim ve ortaya çıkan sonuçtan fazlasıyla memnun kaldım:) 

irmik tatlısını çok severim,hem yapılışının basitliği hem de irmikli şeylere olan düşkünlüğüm bunda en büyük etmen:) genelde de tepsiye arasına kakaolu bisküvi koyarak iki kat şeklinde yapıyorum.ama imkanım yoksa (şu an bulunduğum ve daha 8 ay bulunacağım ortamda tepsi olmaması gibi:)) direkt olarak kaseye döküp puding-muahllebi tarzında yemeyi de seviyorum.

kakao ve kahveli tatlılar manyağı biri olaraktan da "neden irmik tatlısının da kahvelisi olmasın,onun bi tiramisudan,efenime söyliyim bi browniden neyi eksik?" dedim kendi kendime:) yüzümü kara çıkarmadı sağolsun:) 

denemenizi tavsiye ederim.
fotoğraf ekleyemiyorum,sunum pek başarılı değildi.(duy da inanma,fotoğraf çekecek sabrım yoktu,ağzım yana yana daldım hemen demiyorum da:))

benden bu kadar,

öpüyorum hepinizi ;)